Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Senin Süptil Bedenine alışmaya çalışıyoruz. Süptil Bedendeki Seni nasıl daha fazla görebileceğimizi, hissedebileceğimizi ve etkileşime girebileceğimizi lütfen açıklayabilir misin?

 

Swami: Kendi yaşamlarınızdan bir örnek vereceğim. Hepinizin evinde bir televizyon vardır. Televizyonda resimler görür ve sesler duyarsınız. Televizyon sadece bir araçtır; görmüş olduğunuz insanlar aslında o televizyonun içinde yaşamazlar, başka bir yerdedir onlar – fakat onları televizyonunuzda görebilir ve duyabilirsiniz. Bu nasıl gerçekleşiyor? İnsanlar başka bir yerde olsalar dahi, televizyonun, sinyalleri alarak size görüntüleri gösteren bir anteni vardır. Dolayısıyla şu üç şey çok önemli ve gereklidir: Bir - belirli bir yerde insanların mevcut olması; iki - iyi bir anteninizin olması; üç - bir televizyonunuzun olması. Her üçü de varsa, o halde programları deneyimlemeniz mümkün olur.

Ben her yerde mevcudum, fakat Beni kalbinizde – ‘televizyonda’ – görmek istiyorsanız, elverişli bir antene sahip olmalısınız. Zihniniz antendir. Onu doğru bir biçimde sinyalin geldiği yere doğru yöneltirseniz, sinyali alır ve televizyonda gösterir – ancak anten ters yöne bakıyorsa, sinyali alamaz. Kimi zaman ses gelir, kimi zaman görüntü gelir, kimi zaman da hiçbiri gelmez. Benzer şekilde, tüm düşünceleriniz her an için Tanrı’ya doğru yöneltilmelidir. Tüm düşünceleriniz Tanrı’ya doğru yöneltildiğinde, tıpkı antenin doğru bir şekilde hizalanması gibi olur bu. Derhal hem sesi hem de görüntüyü deneyimleyebilirsiniz. Zihninizi bir dünya bir Tanrı, bir dünya bir Tanrı arasında değiştirip durmayın. Yapmakta olduğunuz işin size ait olup Bana ait olmadığını ve sadece seva’nın Swami’nin işi olduğunu düşünmeyin. İster yiyin için yahut giyinin; ister dinlenin veya çalışın; bunu kendiniz için değil de yalnızca Benim için yaptığınız düşüncesini geliştirin. Yaşamınızın her anında, her şeyi Benim için yapmakta olduğunuzu düşünürseniz, o vakit anteniniz doğru bir biçimde yöneltilmiş olur, sinyal kuvvetli olur ve Beni kalbinizde, dışarıda, içeride, her yerde görürsünüz.

Birçoğunuz meditasyon yapıyor ve içinden bir ses işitiyor. Bu, kimi zaman sadece bir düşünce oluyor, ses bile değil. İşte bu, sinyalin zayıf olduğu anlamına gelir. Sinyal kuvvetli olduğunda, sesi işitir ve formu görürsünüz. Peki, onu nasıl kuvvetli bir hale getirebilirsiniz? Her gün giderek daha fazla uygulama yaparsanız, sinyal de o kadar kuvvetli hale gelir. Herhangi bir şeyi yapmadan önce, Benim içinizdeki mevcudiyetime danışın ve – emin olun ki – Ben de cevap veririm! Ne var ki, birçok kez Bana sormadan işleri kendi başınıza hallediyorsunuz ve sinyal zayıflıyor. Dolayısıyla, Beni deneyimlemek istiyorsanız, her nerede olursanız olun, Beni her bir düşünceye, söze ve eyleme dahil edin. Ofisinize gidiyorsanız, “İşe bu yoldan mı yoksa şu yoldan mı gitmeliyim?” diye Bana sorun. Giyinirken, “Mavi bir gömlek mi yahut pembe bir gömlek mi giymeliyim?” diye sorun. Benzer şekilde, Beni hayatınızdaki her eyleme dahil ederseniz, Ben de sizin bir parçanız olurum ve siz de Beni her yerde deneyimlersiniz. Mümkündür bu.

Bugün bu piyesi, sırf bunun sizin için de mümkün olduğunu söylemek için sahneliyorum, dolayısıyla da Benim, Süptil Bedendeyken şu anda sadece burada olduğuma dair maya’ya (illüzyona) kapılmayın. Ben burada, orada, her yerdeyim; sizin anteninize bağlıdır bu. Bir televizyon programı tek bir yerde yapılsa dahi, dünya genelinde televizyonlarda izlenebilir, öyle değil mi? Benzer şekilde, Ben tek bir yerde olabilirim, ancak Beni her yerde deneyimleyebilirsiniz; bu nedenle tüm düşüncelerinizi Bana doğru yöneltin. Bir şeyin dünyevi ve diğer bir şeyin ise spiritüel olduğunu sanmayın; her şey spiritüel hale gelir. O vakit aynı program tüm iç televizyonlarınızda belirir.

 

Muddenahalli, 4 Şubat 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: (Bir öğrenci tarafından soruluyor) Swami, çoğu kez çalışmamı yapmak için – sanat çalışmamı yapmak için, matematik çalışmak için – çalışma masama geçtiğimde, her nasılsa, arzularımdan ve kesintiye uğramalardan dolayı, dikkatim dağılıyor ve çalışmayı bırakıyorum. Ara vermem gerektiğini düşünüyorum, ama verilen ara uzuyor da uzuyor. Benim sadece oturup konsantre olmamın ve işimi kesintisiz yapmamın en iyi yolu nedir? Bunu nasıl başarabilirim?  

 

Swami: Zorlukla karşılaşıyorsun, çünkü bir hata yapıyorsun – ara vermek istiyorsun. Fakat ne yapıyorsun? Gidip televizyon seyrediyorsun ya da biriyle çene çalıyorsun. Ondan sonra da uygun olmayan şeyler okuyorsun. Bu durumda nasıl daha fazla bir şey yapabilirsin ki? Bir göl varsa ve göldeki su dalgalanırsa, hiçbir şeyi göremezsin. Her bir düşünce, göle atılan bir taş gibidir – suyu dalgalandırır. Aynı şekilde, o anda yapman gereken şeyin dışındaki her bir düşünce de zihninin gölüne atılan bir taş gibi olup, tüm zihni dalgalandırır. Yapman gereken şeyi zihnin kaydetmesine izin ver. Ara verip zihni daha da dalgalandırmak yerine, bir süre beklemelisin. Orada oturup, zihnin durulmasını sağla; çalışmana ondan sonra devam et. Bunu birkaç kez uyguladığın takdirde, tam anlamıyla konsantre olabilirsin.

Bir sorundan kaçmak, çözüm değildir! Bana güvenmek, çözümdür. Daha sonra kolaylaşacağını sanarak, işinden kaçma. Benim formülümü uyguladığında, daha kolay hale gelir. Orada oturmayı sürdür, zihnin durulmasını bekle ve kendi kendine, ‘Vaktimi boşa harcamak ve hayatımı boşa harcamak, altından kalkabileceğim bir şey değil. Swami bundan hoşlanmaz. Swami’nin hoşlandığı şeyi yapmalıyım; bu nedenle burada oturup, zihnimin yatışmasına yardımcı olmalı ve derslerime çalışmayı sürdürmeliyim,’ de.

Her seferinde gelip de notlarını değiştirmem! (Gülüşmeler) İyi bir çocuksun sen.

(Çocuğun ebeveynine hitaben) Matematikten korkuyor mu? Ders çalışmıyor. Daha başka yirmi kitap okuyup, matematik kitaplarını elinin tersiyle itiyor ve dışarı çıkıyor. Sonra sınavda kalıyor ve yaşamasının bir anlamı olmadığını, bir işe yaramadığını, hayırsız olduğunu düşünüyor ve her türden olumsuz düşünceler aklına geliyor. (Çocuğa hitaben) Niçin böyle olumsuz düşüncelerle başlıyorsun ki? Doğru şeyi doğru zamanda yaptığın takdirde, olumsuz düşüncelere yer kalmaz.

Zihnini nasıl kollayıp gözeteceğini öğrenmelisin. Bir köpeğe gençken öğretmezsen, daha sonra seni ısırmaktan başka bir şey yapmaz. Zihnine de bu yaşta, sen henüz gençken öğretilmelidir. Daha sonra ona öğretemezsin!

 

Dubai, 15 Ocak 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, genelde çok olumsuz olan arkadaşların, aile üyelerinin ve diğer kimselerin arasında tatlılığımızı, olumluluğumuzu ve sevecenliğimizi korumanın üç dört pratik tarzını lütfen bize açıklayabilir misin? Onların olumsuzluğunu üzerimize alıp da bizi etkilemesinden nasıl kaçınabiliriz – ve lütfen bu konuda net bir cevap verebilir misin? (Gülüşmeler)

 

Swami: (Soruyu soran kişiye değinerek) Çok şey talep eden bir öğrenci! Bütün bir bölümü okumak istemiyor; cevaplar derhal gelsin istiyor. (Gülüşmeler) Her şeye vereceğim cevap tektir sadece: Sevgi. Senin hakkında kötü konuşan kişilere sevgiyle ve şefkatle bakarsan eğer, neden böyle yaptıklarını anlarsın: Korkuyorlardır ve zayıftırlar. Senden daha az sevecen oldukları olgusuyla yüzleşmekten korktukları için sana saldırıyorlar. Senin onlardan daha iyi olabileceğini kabul edemedikleri içindir ki, senin hakkında kötü konuşuyorlar. Öfkeli oldukları için senin hakkında kötü konuşuyorlar. Evinde yangın çıktığında, üzerine su dökersin, öyle değil mi? Yangının çaresi sudur, daha fazla ateş değildir – fakat sadece azıcık su dökersen, yangını söndürmeye yetmeyebilir; halbuki muazzam bir sağanak, alevler ne kadar büyük olursa olsun, herhangi bir yangını söndürebilir.

İnsanlar senin hakkında kötü konuştuklarında, kime saldırmış olurlar? Beden misin sen? Beden değilsin sen. Bedenle alay ediyorlarsa, sen beden olmadığına göre neden etkilenesin ki? Övgüleri de eleştirileri de seni etkilemesin. Överlerse, kabul edip, “Rabbim, bütün bunları bana Sen yaptın, övgüyü alan da Sensin,” diyerek Tanrı’ya sunun. Sizi kınadıklarında da, “Yapan eden ben değilim; her nasılsa yanlış anlamışlar. Rabbim, onlara anlayış bahşet,” deyin.

Hz. İsa çarmıha gerildiğinde dayanılmaz acılara maruz kalmıştı. Gökteki Babası’na, “Neden bu kadar ıstırap çekmem gerekiyor? Ne gibi bir hata işledim ben? Hayatımın son anında bu ıstırap neden?” diye yakardı. Hiçbir cevap gelmedi. Düşünmeye devam edince, yanıt içinden doğru geldi: ‛Beden değilim ben.’ Beden olmadığını bir kez idrak ettiğinde, artık ıstırap bütünüyle yok oldu. Başka bir kimsenin bacağı ağrıdığında, bunu kendi bedeninizde hisseder misiniz? Hayır; siz, bedeni farklı olan, zihni farklı olan farklı bir kişisiniz.

İnsanlar sizi övdükleri takdirde, bunu alçakgönüllülükle karşılayın; sizi kınarlarsa, yine alçakgönüllülükle karşılayın. Kendinize çekidüzen verip de gelişme kaydetmenizin bir imkânı olup olmadığını araştırın. Düşmanlarınıza müteşekkir olun, sizin iyiliğinizi istemeyenlere müteşekkir olun, sizde hata bulan kimselere müteşekkir olun, çünkü bu insanlar sizin daha iyi bir hale gelmenize yardımcı olmaktadır. Geriye dönüp, onlara, “Bunu bana söylediğiniz için teşekkür ederim,” demelisiniz; bunun üzerine onlar da bunu yapmaktan vazgeçeceklerdir, zira sizin daha da güçlü bir düşman haline gelmenizi istemezler! (Gülüşmeler) Onlara şefkatle muamele edin; bilmezler ama korkuyla, öfkeyle ve kıskançlıkla hareket ederler. Onlara teslim olmayın. Her bakımdan şefkatli olun.

Tüm hayatım boyunca kınandım ve birçok derdi ve güçlüğü göğüslemek zorunda bırakıldım. Bu saldırılar Beni çıkmaza soksaydı ve o insanlara karşılık vermekle uğraşsaydım eğer, işimi yapacak vakti hiçbir zaman bulamazdım. Diğer insanların ne düşündükleri Beni hiçbir şekilde ilgilendirmez. Yapmakta olduğum şeyin doğru olduğunu biliyorum Ben. Kalp, hakikati bilir. Kalbinizi hoşnut ettiğiniz sürece, doğru yoldasınız demektir; tüm dünyayı hoşnut edemezsiniz. Her ne zaman size biri gelirse, onlara sevgiyle muamele edin. Sevgi, herhangi bir kalbi, herhangi bir kilidi, herhangi bir hazineyi açabilen yegâne ana anahtardır. Sevgi, anahtardır!

 

Avustralya, 1 Ocak 2015, (Sabah Oturumu)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Swami, bazı insanlar, biri öldükten sonra canın bedende birkaç gün kaldığına ve bu süre boyunca bedenin rahatsız edilmemesi gerektiğine inanıyor. Gerçek nedir?

          İkinci sorum: Hangisi daha iyidir – yakma mı, toprağa gömme mi?

 

Swami: Her varlığın üç veçhesi vardır: Biri sizin gördüğünüz beden olan fiziki bedendir; diğeri sukşma beden olan zihindir; üçüncüsü de Atma’dır, yani ruhtur.

Atma her daim özgürdür – hiçbir şeye bağlı değildir. Onda cahillik yoktur; kendini hiçbir şey ile ilişkilendirmez. Atma’nın farkındalığına ancak bedenin içindeyken erilebilir.

Aslında özgürlüğe kavuşturulması gereken tek şey, kişinin zihnidir. Kişinin tekrar doğmasına ve gerisin geriye samsara’ya girmesine – punarapi cananam punarapi maranam – tekrar doğup, tekrar ölmesine sebep olan şey, zihindir. Can saftır ve her daim özgürdür.

Sorunuz şöyle olmalıdır: “Zihnin bedene olan bağımlılığı ne zaman sona erer?” Zihin, bedene son derece bağımlıdır. Zihin dışa dönüktür, bu yüzden bedeni ister, zira dış dünyanın nimetlerini ancak beden vasıtasıyla deneyimleyebilir.

Tıpkı bir kalem işlevini kaybettiğinde, tekrar çalışması ümidiyle onu sallamanız gibi, beden artık işlevini kaybettiğinde de, zihin, istediklerini yapabilmek için cesedin tekrar aktif hale gelmesini beklemeye koyulur – ama ceset hiçbir zaman bunu yapmaz. Zihnin bedenin ölmüş olduğunun farkına varması biraz zaman alır; sonrasında zihin bedeni terk etmek ve yeni bir beden aramak zorunda kalır.

Zaman faktörü kesinlikle söz konusu olsa dahi, bu da kişinin spiritüel evrimine bağlıdır. Bazıları için bu, yedi saniye yahut yedi saat veya yedi gün olabilir. Bazıları içinse, zihnin bedenin artık canlı olmadığını anlaması ve geriye dönüp de bedeni aramayı bırakması aylar sürebilir. Zihnin bedeni aramak üzere durmaksızın geriye dönmekten vazgeçmesini sağlamak için, yapılabileceklerin en iyisi, bedeni yok etmektir. Fiziki beden yakılarak veya toprağa gömülerek ortadan kaldırılırsa eğer, zihnin gitmekten başka çaresi kalmaz.

Bedenin imhasının gerçekleşmesi gerekir; beden beş elementten yapılmıştır ve beş elemente geri dönmek zorundadır – tam döngü budur. Bedeni beş elemente nasıl geri verdiğinizin bir önemi yoktur – ha toprağa gömmüşsünüz ha yakmışsınız; her ikisi de etkilidir. Bu sadece sizin gelenek ve görenekleriniz ile ilgilidir; neticede pek de önemli değildir. Önemli olan, zihnin cesede olan bağımlılıktan kurtulması, kendini onun etkisinden kurtarması ve bir zamanlar o bedene ait olduğunu unutmasıdır, aksi takdirde geri dönüp durur.

Zihnin cesede olan bağımlılığından kurtulması ve yoluna devam etmesi için ona yardımcı olsun diye Hinduizm’de birçok puca, aynı şekilde Hristiyanlıkta da birçok dua vardır.

Beden bir araçtır ve sizi bir yere kadar götürebilir. Yolculuğun bir sonraki safhası için başka bir araca gerek vardır. Bir araba ile yolda gidebilirsiniz, ancak bir nehre geldiğinizde tekneye geçmeniz gerekir; arabaya olan bağımlılığınızdan kurtulup tekneye binmelisiniz. Görevinizin devam etmesi adına bedeninizi bu şekilde değiştirirsiniz işte.

 

Singapur, 28 Aralık 2014

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Bizler spiritüellik yolundayız, ama bunu gerçekten uyguluyor muyuz Swami? On yıl evvel bir rüya gördüğümü ve Sana “Spiritüellik nedir?” diye sorduğumu hatırlıyorum Swami. Sen de bana, “Takip etmekte olduğun şey, spiritüelliktir,” demiştin. Bu gözle bakıldığında, görevimi yapmak spiritüellik midir? Biz hepimiz burada Senin İlahi Diskurunu dinlemek için bulunuyor ve biz hepimiz burada Senin hakkında konuşuyoruz. Doğru yolda mıyız acaba? Swami, lütfen bize yol göster ve açıkla – gerçek spiritüellik nedir?

 

Swami: Hem soruyu soruyor hem de cevabını veriyorsun! Buraya geldiniz; evet, spiritüelliktir bu. Benim öğretilerimi takip ediyorsunuz; evet, spiritüelliktir bu. Siz bunu sevgi ve şefkati geliştirmek ve başkalarına hizmet etmek için yapıyorsunuz; evet, spiritüelliktir bu. İçinde ‘ben’ bulunmayan her şey spiritüeldir; ‘ben,’ dünyevidir; ‘ben’den ‘biz’e,’ ‘biz’den de ‘O’na gidin. Hiç kimse attığı ilk adımda ‘O’na erişemez.

Diyelim ki, bir binada üç kat olsun – zemin kat, birinci kat ve ikinci kat. Zemin kattan ikinci kata gitmeniz gerekirse, birinci kattan geçmelisiniz. Çok az kişi doğrudan ikinci kata geçebilir. Bunu denemeye kalkıp de sıçradığınız takdirde, düşüp bacaklarınızı kırabilirsiniz! ‘Ben,’ dünyadır; ‘ben’i aşan herhangi bir şey de spiritüeldir. Bencil olmayan her şey spiritüeldir. Basit olan bu biricik prensibe riayet ettiğiniz sürece, yaptığınız her şey spiritüel hale gelir. Başkaları için yaptıklarınız var ya – spiritüeldir işte o.

Bu sabah çocuklara, “Kendinizi mutlu etmeye uğraşırsanız, hiçbir zaman mutlu olamazsınız. Başkalarını mutlu etmeye çalışın ki, siz de mutlu olabilesiniz. Başkaları da mutlu olur – ve Tanrı da mutlu olur,” dedim.

 

Singapur, 13 Eylül 2014

 

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami hangi seva şeklini daha çok sever?

 

Swami: Kendinizi bilin! Atma Vidya’yı başarın! En yüce seva budur işte. Senin gibi genç bir çocuk bile Atma Vidya ile dünyayı dönüşüme uğratabilir. Bencillikten uzak olma hissi, Atma’nın doğasında vardır. Kendinizi sürekli, ‘Ben kimim? Ben kimim?’ diyerek sorgulayın.

Hepiniz birden – Atma’nın doğasına erişin. Kostümü atın; kostüm sahtedir. İnsanlar sizin kostümünüzü alkışlayıp komplimanlar yapıyor ve siz de seviniyorsunuz. ‘Ben bedenim’ ve ‘ben zihinim’ düşüncelerinden kurtulun; onlar sizin hakiki doğanız değildir. Atma Swarupa’nızı (hakiki iç Özünüzü) bilin ve özgür olun.

 

Muddenahalli, Hindistan, 12 Aralık 2014

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Bir kimse aile ilişkisini devam ettirmek isterken, diğeri artık istemiyorsa, kişi nasıl tavır almalıdır?

 

Swami: Bugün insanların birbirlerinin yaşamlarına giriyor olmasının sebebi, kendi tercihlerinin sonucu değildir. Bir karma bağıdır bu. Birçok ve birçok yaşamdan gelip de ödenmesi gereken bir karma borcu vardır. Dolayısıyla, bu bağlantı şimdiki zamanın çok ötesine uzanır; geçmişten gelir. O kişilerin bir araya gelmelerinin gayesi, Tanrı’ya ulaşmaktır. İlişkinin temeli spiritüellik olduğu sürece, hiçbir zaman ters düşme olmaz. Yaşamın tek gayesinin, kişinin kendi ilahiliğinin farkındalığına ermek olduğunun daima ayrımında olmalıdır kişi. Eğer birlikte olmak ilahiliğin farkındalığına ermenize yardımcı oluyorsa, o zaman iyidir bu. Eğer ayrı olmak daha bir spiritüel hale gelmenize yardımcı oluyorsa, öyle yapmak daha iyidir. Spiritüel olarak gelişip gelişmediğinizi sormak ve ardından bir ilişkiye devam edip etmeyeceğinize karar vermek, bütünüyle size kalmıştır.

Puranalar’dan haberi olanlar için: Prahlada, Tanrı’ya inanmayan bir babanın, Hiranyakaşipu’nun oğlu olarak dünyaya gelmişti; dolayısıyla da Prahlada babasını terk etti. Bharata annesini terk etti, çünkü Bharata’nın annesi Rama’nın kral olmasına engel olmuştu. Benzer şekilde, Vibhişana da kardeşi Ravana’yı tanımayı reddetti, zira Ravana dharma yolunda değildi. Dolayısıyla, başkalarıyla olan ilişkilerinize ancak Tanrı’ya doğru ilerlemenizi sürdürebildiğiniz takdirde devam etmelisiniz. Eğer Tanrı’ya ulaşmanıza yardımcı olmuyorsa, o vakit ilişkiyi sürdürmenizin bir anlamı yoktur. Aslında, tek hakiki ilişki, Tanrı iledir – diğerlerinin hepsi sadece ayak bağıdır. Tek hakiki özgürlük, Tanrı iledir.

 

Padova, İtalya, 17 Nisan 2015 (Akşam Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: ‘Tanrı o kişidedir; O’nun adına O’na hizmet edeceğim,’ diye düşünerek insanlarla etkileşime girmeye başladığımda, bazen hareketleri o kadar da tanrısal olmayan kişilere rastlıyorum. Sadhana yaptığımda zihnimin daha dengeli olduğunu fark etsem de bazen tepki göstermeden edemiyorum. Bu durumu negatif bir şekilde tepki göstermeden nasıl ele almalı acaba?

Swami: İlk olarak, Tanrı’nın her şeyde ve herkeste mevcut olduğuna ilişkin sarsılmaz inancın zihinde iyice yer etmesi gerekir. O zaman bunun tümüyle Tanrı’nın piyesi olduğunu görebileceksin. Bunun tümünü kostümlü balo olarak göreceksin. Tanrı, farklı türden makyajlar, kostümler ve roller yaratmış olup, kâinat piyesinin tümünü sahnelemektedir. Tanrı, kötü adam olur; Tanrı, kahraman olur; Tanrı, iyi olur; Tanrı, kötü olur. Bunu daha iyi bir şekilde kavrayabildiğinde, çevrende olup bitenleri takdir edebileceksin.

İşin aslı şu ki, o durumların üstesinden gelemezsen eğer, zayıflık senin içindedir, o durumda değil. Halledememek senin sorunundur, yoksa tanrısal bir tarzda davranmadığını söylediğin kişinin sorunu değil. Durumun üstesinden gelemediğinde, tanrısal bir şekilde davranmayan sen olursun; çünkü içindeki ilahilik henüz olgunlaşmamıştır. Hedef, her şeye aynı perspektiften bakabilmektir. Dolayısıyla, başkalarının değişmesini beklemek yerine, senin kendin üzerinde çalışman gerekir. Değişirsen şayet, çevrendeki dünya da değişecektir. Tüm o durumların iç yüzünü görebilecek ve onlarda da ilahiliğin olduğu sonucuna varacaksın. Bu nedenle, hâlâ tepki vermekte olduğun için durumun üstesinden gelemediğinde, kendine parmak göstermelisin. Kendini güçlendirmen gerektiğine dair bir uyarıdır bu.

Bir zamanlar çok kutsal bir kişi bir köyün yanından geçmekteymiş. Herkes, ‘Şu adama bak! Dört dörtlük bir dilenci. Hiç çalışmayıp, sırf turuncu bir giysiye bürünerek, ortalıkta dolaşıp vaaz veriyor,” diyerek onu azarlamaya ve ona gülmeye koyulmuş. Ona bağırıp çağırmayı ve onunla alay etmeyi sürdürmekteymişler. Fakat adamcağız sadece gülümsüyor, gülümsüyor ve gülümsüyormuş.

Bunu gören genç biri merak etmiş. Yüce kişinin yanına gidip, “nasıl oluyor da insanlar seni azarlarken ve seni kötülerken, sen yine de öfkelenmiyorsun? Onun yerine gülümsüyorsun ve onları kutsuyorsun?” demiş.

Kutsal adam, “Görüyor musun, onlar bana kendilerinde olan şeyi veriyorlar; ben de onlara bende olan şeyi veriyorum. Bende sadece sevgi var; bende sadece tebessüm var. Onlar bunu gerisin geriye bana veremeseler bile, ben onlara ancak bunu verebilirim. Bu onların sorunu, benim değil,” demiş.

Bir cnani, işte bu şekilde, dışındaki olaylar yüzünden sarsıntıya uğramaz. Çevresinde her ne olup biterse bitsin, huzur, sevgi ve şefkat olan kendi doğasını ayakta tutmayı sürdürür.

 

Ottawa, Kanada, 10 Haziran 2017

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Zihni kontrol altına alıp da kalbi dinleyebilmek amacıyla kendimi nasıl eğitebilirim?

Swami: Beden seviyesinde, zihni kontrol altına almak için, nefesini kontrol etmen gerekir. Nefesi yavaşlatırsan, zihin de yavaşlar. Yüksek voltajlı bir akım geçtiğinde, vantilatör hızlı bir şekilde döner; fakat düşük voltajda, vantilatörün kanatları yavaş dönecektir. Zihin, enerjisini, nefesten alır; nefesini yavaşlatırsan eğer, zihin de yavaşlayacak ve o kadar gürültü yapmayacaktır.

Beden seviyesinden daha yüksek düzeyde olan mental seviyede, zihin, her an bir şeyle meşgul edilmesi gereken bir çocuk gibidir. Şayet zihni doğru şey üzerinde odaklamazsanız, otomatikman yanlış şeylere kapılır. Meşgul edilmediği takdirde hem gürültü yapar hem de insanın başına dert açar. Başı boş kalırsa, tıpkı bir çocuk gibi yaramazlık eder. Zihni kontrol altına almak için, iyi olanın üzerinde odaklayın onu. Bir çocuk gürültü yaptığında, ne yaparsınız. Oynaması için bir şeyler verirsiniz ki, sesini çıkarmayıp sizi rahatsız etmesin, siz de işinizi huzur içinde yapabilesiniz. Bencilce planlar yapmakta olan zihin de aynı şekilde, bencillikten uzak olan bir şeye yönelir.  

Daha üst düzeyde, Atma seviyesinde ise, ‘Zihni teslim ediyorum. Zihinle başa çıkmak bana çok zor geldiğinden, onun üstesinden gelemiyorum. Zihni Sana veriyorum Tanrım; artık Sen bakarsın ona,’ diye düşünün. Bu durumda artık iki zihin olmaz, sadece tek bir zihin – sizin kendinizin değil de Tanrı’nın zihni – var olur.

İşe bedenden başlayın. Aceleye getirmeden, zihni sakinleştirmek adına nefesinizi sakinleştirmeniz gerektiği anlayışını edinin. Zihninizi iyi şeylere odaklayın, bencilce şeylere değil. En nihayet, zihni bütünüyle teslim etme anlayışını edinin. Zihniniz aşırı derecede gürültü yaptığında, sakinleşmesini bekleyin, herhangi bir karar vermeyin. İyi bir müzisyen, on enstrüman birden çalınırken dahi, kulakları enstrümanlarla akort halinde olduğundan, her bir enstrümanı ayrı ayrı duyabilir. Benzer şekilde zihin de, kalple akort halinde olduğunda, kalbi dinleyecektir; fakat diğer her şeyde nasıl uygulama yapıyorsanız, bunun için de uygulama yapmanız gerekir.

Zihni zapt etmenin en iyi vakti, sabahki ve akşamki – sattvic samaya’dır – spiritüel vakittir, hayırlı vakittir. Bu sırada uygulama yapın.  Bu saatlerde bir soru sorarsanız, zihniniz sakin olacağından, kalpten hızla cevap alırsınız. İçten gelen cevapları bulmak için doğru vakti bekleyin. Zihin, günün ve gecenin buluştuğu, sattva nitelikli sabah ve akşam saatlerinde doğal olarak daha sakindir. İşte bu nedenle, Hindistan’da tüm spiritüel uygulamaların – kişi hızla zihnin üstesinden gelebilsin ve Tanrı’ya ulaşabilsin diye – bu saatlerde yapılması öngörülür.

Tarif ettiğim bu yöntemleri, kalbe daha fazla kulak verme ve zihni sakinleştirme yeteneğini yavaş yavaş geliştirmek amacıyla kullanın. Bir anne kalabalığın içinde kendi çocuğunun sesini nasıl tanıyabiliyorsa, aynı şekilde siz de zamanla kendi kalbinizi duyabileceksiniz.

 

Munih / Grafrath, Almanya, 9 Nisan 2017, (Öğleden Sonra Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, düşünceler ilk önce nereden gelirler?

 

Swami: Düşünceler, birlikte olduğunuz kişilerden kaynaklanır. Ne türden kişilerle birlikteyseniz, sizin düşüncelerinizi etkiler bu. İyi birliktelik, size iyi düşünceler bahşeder. Bencillikten uzak kişilerle birlikte olduğunuzda, bencillikten uzak düşünceler edinirsiniz. İçinde bulunduğunuz çevreye bağlıdır bu.

 

Santa Rosa, Kalifornya, ABD, 21 Haziran 2017

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL